Kolay Solan Çiçekleri Sadece 3 Malzemeyle Canlandıran Karışım

Solmuş Aloe Vera Bitkisi Nasıl Canlanır?

Sulama Zamanının Ve Bir Defa Verilecek Suyun Tespiti

Orkide Bakımında Püf Noktalar

Menekşe Bitkisi Yetiştirilmesi

Fittionia Bitkisinin Yetiştirilmesi

Kuşkonmaz Nasıl Yetiştirilir?--

  • Cumartesi 25 °C / 16 °C Güneşli
  • Pazar 22 °C / 15 °C Güneşli
  • Pazartesi 21 °C / 11 °C Güneşli

Erkekler En Çok Ne Zaman Aldatır?--

Erkekler En Çok Ne Zaman Aldatır?

 

Son yıllarda ilişkiler üzerine yapılan araştırmalarda çok ilginç sonuçlara ulaşıldı. Çünkü kimsenin beklemediği bir yaş aralığında erkeklerin daha çok aldattıkları sonucu elde edildi.

Bir çok evli çift ilişkilerinde aldatılma konusunda tereddütler yaşamakta. Bunu bir güven sorunu olarak gören de var basit bir biyolojik sorun olarak gören de var. Ama ilişkilere büyük zarar verdiği ortada. Yapılan araştırmalardan elde edilen ortalama sonuçlara göre erkeklerin yüzde 20´si, kadınların da yüzde 13´ü evliyken bir başkasıyla birlikte olarak eşlerini aldatıyor.

Burada ilginç olan ve herkesi yanıltan kısım erkeklerin aldatma eğilimlerinin zirve yaptığı yaş aralığı. Bir çok kişi erkeklerin hormonlarının doğal olarak zirve yaptığı 20´li yaşları olarak bunu düşünebilir. Ancak aldatma eğilimi çok daha ileri bir yaşta kendini gösteriyor. Neredeyse yaşlılık seviyesi denebilecek olan 55 yaş araştırmadan çıkan en ilginç sonuç. Evet, yanlış okumadınız. Araştırmaya göre erkekler 55 yaşında aldatma eğiliminde zirveyi yaşıyorlar.

Bu durumun üzerine ciddiyetle eğilen araştırmacılar bazı ilginç sonuçlara daha ulaştılar. Erkeklerin neden bu yaşta böyle bir eğilim içine girdiklerini araştırmaya başladıklarında biyolojik ve psikolojik temelli bazı bulgular elde ettiler. Erkekler genellikle 60 lara merdiven dayadıklarında erkekliklerini kaybetme korkusu yaşıyorlar. Performans kaybı bu korkuyu tetikliyor.

Özetlemek gerekirse erkeklerin aldatma riski yaş ile birlikte yükseliyor. Ortalama 55 yaşlarında zirve noktayı gördükten sonra 65 yaşına kadar azalarak neredeyse bitiyor.

 

 

Farklı Hormonlar Bu İşin Neresinde?

/resimler/2018-6/27/1116408206819.jpg

 

 

 

Dopamin denilen hormon insan bedeninde doğal bir süreç sonucu ortaya çıkan bir kimyasal maddedir. Beynin dopamin reseptörlerini aktif hale getirir. Bu hormon genellikle bağımlılık ile ilgili dürtüleri kontrol eder. Bir nesneye, olaya, insana bağımlı hissetmek bu hormon sayesinde olur. Erkek aldatmasını bu hormon ile ilişkilendirmeyi amaçlayan çalışmalar bu hormonun tek olmadığını savunur. Serotonin, testosteron gibi hormonların düzeyleri de araştırmaların konusu olmuştur. Aldatma dürtüsünü hormonlara dayandıran çalışmaların yanı sıra evrimle de ilişkilendiren araştırmacılar mevcuttur.

İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren insanların davranışlarını varoluşlarını incelemeye çalışan antropoloji biliminin günümüz öncülerinden araştırmacı Helen Fisher bir adamın gerçekten sevdiği bir kadını aldatmasının mümkün olduğunu söylüyor. İlişkilerin kurulmasında beyinde oluşan 3 ana yapının insanları yönlendirdiğini söyleyen Fisher bu 3 yapının birbirinden bağımsız olarak hareket edebileceğini ve bunun da aldatma eylemine yol açabileceğini savunuyor. Genleri aktarma amacı taşıyan seks aracı, eş olarak birini seçmemizi sağlayan aşk aracı, birine bağlanmamızı sağlayan bağlanma güdüsü aracı.

 

 

Antropolojik Altyapı Mirası Sorumlu Olabilir mi?

Öz benlik algısı düşük olan kişilerin aldatma konusunda daha fazla eğilimli oldukları da tespit edilen bir başka ilginç noktadır. Araştırmanın savunduğuna göre benlik algısı düşük olan erkekler yalnız kalmaktan korkuyorlar ve bu yüzden aldatma eylemini kendi güvensizlikleri ile başa çıkmanın bir yolu olarak görüyorlar.

Bilim adamlarına göre seks temel olarak insan bedeninin üreme dürtüsünün bir dışa vurumudur. Bu eylemde tohumları (döl) taşıyan kişi erkek olduğu için içgüdüsel olarak istekli olan taraf erkekler olmaktadır. Buna ek olarak kadınlar da çocukları koruyan besleyen büyüten kişi konumundadır. Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm topluluklarda -ve hatta neredeyse tüm türlerde- böyle olması genel kabul gören bir yargıdır. Buna bağlı olarak çok yakın bir zamana kadar -hatta günümüzde bile kimi toplumlarda- ilişkide sadık olması gereken tek tarafın kadın olduğu varsayılırdı. Bu altyapıya dayanarak söylenebilir ki erkek aldatması insanlık tarihi boyunca erkeklere yüklenen görevlerin bir sonucudur.

 

 

Sosyal Medya Körüklüyor

 

Uzmanlar, dijital çağla birlikte gelen çevrimiçi sosyal ağ ve sanal sohbet uygulamalarının sadakat oranına ciddi darbe vurduğunu söylüyorlar. Aldatmaya adeta kapı açan sosyal medya ve internet zaten aldatmaya eğilimi olan erkek cinsi için büyük bir risk oluşturmakta.

 

 

Kadınlar Dikkat. Her şey Sizin Elinizde

/resimler/2018-6/27/1117078832327.jpg

 

 

Eşlerini aldatan erkeklerle yapılan çalışmalarda ortak nokta erkeklerin bir başkası tarafından çekici bulunduklarını görmek istemeleri. Özellikle 50´li yaşlardan sonra evliliğin heyecanını kaybetmesi, fiziki deformasyon, cinsel güç kaybı gibi olası nedenlerle eşlerinden yeteri kadar ilgi görmeyen erkekler aldatma eylemi içine girebiliyorlar. Bunu sadece bir cinsel eylem olarak görmüyorlar aslında. Bu onlar için duygusal bir kabul görüş eylemi anlamına da gelebiliyor. Elbette ki tüm yük kadınların omuzlarında değil ancak belirli bir dönemden sonra erkeklere biraz daha takdir ve destek mesajı iletimini arttırmak tatsız sonuçların önüne geçebilir.

 

 

Ne Yapılabilir?

Hem erkek hem de kadının birbirlerine çok açık ve şeffaf olmaları ilk ve en önemli adım. Eşlerin birbirlerine karşılanmamış ihtiyaçları ile ilgili detaylı bilgiler vermeleri gerekiyor. Aksi takdirde bu ihtiyaçların karşılanması için evin dışında arayışlar başlayabiliyor. Eşlerin birbirlerinin arzuları hakkında detaylı bilgilere sahip olmaları da büyük önem taşıyor bu anlamda. Çok uçuk, çok aşırı istekler dahi olsa bunların konuşulması gerektiğine dikkat çeken uzmanları bir adım daha ileriye giderek aldatma isteği oluştuğunun bile konuşulması gerektiğini belirtiyorlar. Çünkü bu noktadan itibaren bu isteği ortaya çıkaran nedenler konuşulmaya başlanacak ve çözüm yolları aranacaktır. Gerekiyorsa bir psikologdan destek de almalısınız.